Makaleler

Dünya yıkılmış altında kalmış gibiyim duygusu mu yaşıyorsunuz?

Derin bir nefes alın ve duygularınızın dibe vurduğunu farkedin.Bazen duygular öylesine yoğunlaşır ki sanki herşey üst üste geliyor,herşey size inat hareket ediyordur.Ve elinizden hiçbişey gelmiyordur.

Peki duyguların üzerimizde bu kadar güçlü etki yapmaları ,duyguları bağladığımız olaylar mı ? Yoksa yaşadığımız olaylara verdiğimiz tepkiler mi ? Aynı ya da benzer bir olayı yaşayan başka bir kişi bire bir aynı tepkiyi gösterir miydi ?

Dünyası Başına Yıkılmak

Aslında olayları anlamlandırma ve onlara anlam yükleme tamamen bireysel .İyi güzel de hiçbişey yapmayalım mı ,duyguların bizi ele geçirmesine ,bedensel olarak hasta etmesine izin mi verelim?
Hepimiz eşsiz varlıklarız ve bence en çok kendimize iyi davranmaktan sorumluyuz.O halde harekete geçme ,kendimizi dikkate alma zamanı geldi.
Peki ne yapalım ,nereden başlayalım ?
Öncelikle kendimize bir soru sorarak başlayabiliriz.Tüm bu yaşadıklarımın anlamı ne ? Buna bir cevap geliyor mu dinleyelim.Muhtemelen zihin öyle doludur ki ,gelen bir cevap varsa da onca sesin içinde anlayamıyor olabilirsiniz.
Size bir hikaye anlatmak istiyorum.
‘’Yaşlı bir usta kapısının ısrarla vurulmasıyla sarsılarak derin düşüncelerinden ayrıldı .Zengin olduğu giyiminden belli olan bir adam davet beklemeden içeri daldı.Nefes bile almadan kendini anlatmaya başladı.’’Bilmelisin ki usta bugün senin huzuruna  gelen öğrenci ,tanınmış bir alimdir.’’ Diye konuşmaya başladı.’’Ben kralın en güvendiği danışmanlarından biriyim.Kral bana sormadan parmağını bile kımıldatmaz.Tavsiyelerim ve bilgeliğim elbette ki pek çok kişi tarafından da talep görüyor.Bulunduğum konuma gelmem kolay olmadı.En iyi ustalarla çalıştım,en katı öğretilere uydum ve sürekli kendimi geliştirmeye çabalıyorum.Senin bilgin ve öğretilerin pekçok kişi tarafından bendenize ısrarla tavsiye edeildi,bunun için seni görmeye geldim.’’
Adamın nefes almadan ,makineli tüfek gibi söylediği sözler arasından kısa bir boşluk yakalayan usta bu davetsiz misafire ,birlikte bir fincan çay içmeyi teklif etti.Adam başarılarını sıralamaya ,misafiri için sessizce çay dolduran ustaya teorilerini anlatmaya devam ediyordu.
Fincan dolmuştu ama yaşlı çay fincandan taşıp masaya ve oradan da misafirin kucağına akmaya başlayana kadar dökmeye devam etti.Üzerine çay dökülen adam ayağa fırlayıp paltosunu silkelerken ;
‘’Yaşlı adam ,fincanın dolduğunu görmüyor musun ?Fincan daha fazlasını alamadığı halde neden hala çay dolduruyorsun? ‘’diye bağırdı.
‘’ Senin zihnin de evlat ,bu fincan gibi ‘’ dedi yaşlı adam .’’ Yeni bilgileri alamayacak kadar dolu.Git onu boşalt.Bana boş bir fincan gibi bir zihinle gelene kadar sana öğretecek hiçbir şeyim yok.’’
Yıllar içinde yaşanan pek çok olay zihni doldurmuş ve artık belki de taşma noktasına gelmiştir.Böylece zihin yaşanan en küçük krizi bile yönetemez ,halledemez hale gelmiştir.Hal böyle olunca da Dünya yıkılmış ve  altında kalmışlık duygusunun derin bir şekilde hayatınızı etkiler hale gelmesi çok olası bir sonuçtur.Yaşadığınız olaylardan öğrenilmesi gerekenler vardır elbet ancak bu dersler alınamadığı için ilerleyemiyor ve hep aynı senaryo başka oyuncularla tekrar ediyordur muhtemelen .
NEDEN BEN ? NEDEN AYNI ŞEYLERİ YAŞIYORUM ? demek yerine
BU YAŞADIKLARIM NE YAPARSAM BENİ EN AZ ETKİLER ,YA DA NE YAPARSAM TEKRAR ETMEZ
diyebildiğimiz ölçüde değişim başlayacaktır.Sizce de öyle değil mi ?

Tuğba Atak