Makaleler

Alya'nın Hikayesi - Kırmızı Oda

Psikiyatrist Doktor Gülseren Buğdaycıoğlu’nun danışanlarının hikayelerinden esinlenerek yazdığı kitaplar dizi film oluyor.


Gülseren Hanım bir röportajında 50 yıl boyunca insanları dinlediğini söylüyor.Birbirinden farklı yaşam öyküleri.Ne büyük bir zenginlik .O ,bu zenginliği kitap yazarak ölümsüzleştirmiş.İlk olarak İstanbullu Gelin,ardından Doğduğun Ev Kaderindir ,Masumlar Apartmanı ve Kırmızı Oda.Bu dizilerin hepsi çok sevildi ancak Kırmızı Odada yaşananlar her hafta izleyiciyi ekrana kilitliyor. Anlatılanların gerçek yaşamlardan alınması ,oyuncuların sergiledikleri performans ,izleyicilerin kendi yaşam öykülerinden bir şeyler bulmaları diziyi çok güçlendiriyor elbette ancak en büyük başarı bence terapistlerin başarılı terapi yapmaları ,danışanlarını çok iyi izlemeleri ve adım adım ,çorap söküğü gibi olayların en başına götürebilmeleri .
Bu yazımda Gülseren Hanım’ın Hayata Dön kitabından alınan Alya’nın öyküsündeki kırılma noktasını analiz etmek istiyorum.
Terapi seanslarında, doktor Alya’nın hikaye sevdiğini fark eder ve her hafta başka bir hikaye ile Alya’ya biraz daha yaklaşır. İyi bir terapist danışanı ile uyumu yakalamayı çok iyi bilir. Doktor Hanım da bu uyumu hikayeler aracılığı ile yapar. Her hafta anlattığı hikâyelerle Alya da kendini ona açmaya başlar. En çok da prenses hikayelerine ilgi gösterir. Büyüdüğü konakta hep külkedisi muamelesi görmüş, aşağılanmış küçük bir kızın prenses hikayeleri sevmesi çok doğal değil mi sizce de?
Alya terapistine güvendikçe hikayesini yavaş yavaş anlatmaya başlar. Dizinin 7.bölümünde çözülen o hamam sahnesi Alya’nın kişiliğinin paramparça olduğu yerdir. Orada yaşananlar hayatına damgasını vurur.
Travmalarda olan budur. O anki her şey ,duyguları ile birlikte zihin alanında kaydolur. Kişinin yaşı ne kadar ilerlese de travmanın olduğu yaş ,zihin alanında o yaşın tüm duyguları ve olaylara yüklediği anlamları ile orada öylece donar kalır…Sanki o an bir fotoğrafa basılmış gibidir.İşte o anlar yeniden hareket ettirilebilirse terapide çok önemli bir yol alınmış olur. Doktor Hanım da profesyonel adımlarla  onu kırılmanın olduğu anın içine götürmeyi başarır.
Alya’nın işaret parmağındaki sargı hepimizin dikkatini çekmiştir.En başından beri siyah bir bezle sarılı olan parmak…Hamamda annesini işaret eden o parmak  cezalıdır. Onu görmek istemez .O parmak Alya’nın içindeki suçlu, değersiz, yok sayılan  çocuk parçadır aslında. Yaralı çocuk parça. Yaşı 28 olmasına rağmen hala 8 yaşındaki çocuktur Alya. 8 yaşın  düşünceleri, kararları yönetir hayatını. Ruhun bir parçası orada kaybolmuştur. Psikolojide buna splitting denir.Terapilerde yaralı çocuk parçalara ulaşmak ve orada kaydedilen duyguları ,alınan kararları değiştirmek çok önemlidir.
Olay hamamda yaşanmış ve hamam temizlenilen bir yer olduğu için bilinçaltının bir başka kaydı da şöyledir: ‘’Temizlenmek kötü bir şey ,kirli olmalıyım. Temiz olmak iyi bir şey olsaydı babaannemle annem kavga etmezdi ,babaannem ölmez ,annem hapse girmezdi.’’ Tüm o ıslaklık , sabun kokuları ,su, yıkanmaya ve temizlenmeye dair her şey  Alya’nın kaçtığı şey olacaktır sonraki yıllarda.
Bütün bunlar travmanın acısından kaçmak için yapılır. Öylesine canı yanar ki insanların o ana ait her şeyden kaçarak o acıdan da kaçmaya çalışır. Ancak ne kadar kaçılırsa kaçılsın, travmanın etkileri hayatı yönetmeye devam eder .Ne zaman o koltuğa oturma cesareti gösterip ,yaşanan olayları tekrar hatırlayıp ,orada donmuş olan yaralı parçalara duygularını yaşama izni verilirse işte o zaman çok şey değişmeye başlayacaktır. Yaşananlar değiştirilemez elbette, ancak yaşananlara yüklenen anlam değiştirilebilir ve her şeye rağmen , en çok kendinize şefkat ve sevgi göstermeyi öğrenebilirsiniz.
Tuğba ATAK